Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
BIST 108.153
DOLAR 3,8157
EURO 4,5156
ALTIN 153,97

Sırrı’yla Sarp… Yürüyüşle hastalıklar…98 defa okundu

kategorisinde, 21 Haz 2017 - 14:42 tarihinde yayınlandı
Sırrı’yla Sarp… Yürüyüşle hastalıklar…

Herhalde birilerinin isim de vererek bir şeyler söylemesi gerekiyordu.

Tüm yaptıkları ya da yapmadıkları bir yana; ancak şimdi, şu ülke gündemine oturmuş yürüyüş koşullarındaki tutumlarını tartışmak herhalde gerekiyor.

Önce, yürüyüş. Her gün herkes bir yerlerden başka bir yerlere yürür. Gezintidir. Spordur. Bir işe yetişmek içindir. Önemsenmez, sıradandır; kimse neden yürünüyor diye sormaz. Ama kahverengi gömleklilerinin başında Mussolini’nin, tuz vergisine karşı Gandhi’nin, “uzun yürüyüşü” gerçekleştiren Mao’nun yürüyüşleriyse özel ve önemliydiler.

Şimdi Kemal Bey yürüyor. Bir ilktir. Kemal Bey ve CHP, ilk kez bir karar almış ve yürümektedirler. Eksiği ve fazlasıyla mücadele yolunu tutmuşlardır.

Nedeni görmezden gelinebilecek türden midir? Değildir ve zaten kimse görmezden gelemiyor. “Adalet” olarak belirlenmiş, ama bizzat Kemal Bey tarafından “özgürlük ve demokrasi” talebini de kapsamak üzere genişletilen hareket ettiricisi önemsenmeyebilir mi?

Hayır! Memleketin hali ortadadır. Eksiği-gediği giderilerek faşist bir diktatörlük inşa edilmektedir. Adalet çoktan olağan burjuva adaleti olmaktan çıkmıştır; verilen kararlardan görülmektedir ki, taraflı ve bağımlıdır. İçerideki vekil sayısı 13, gazeteci sayısı 177 olmuş, sorgusuz-sualsiz işten atılıp hapse tıkılanların sayısı on binleri aşmıştır. Ne ifade, ne gösteri, ne grev özgürlüğü kalmaktadır. Zaten buradan özgürlükler ve hak eşitliğiyle demokrasi taleplerine bağlanmaktadır adalet talebi. Uzatmak gereksizdir. İktidarın zorlamaları karşısında tepki vermek ve örneğin böyle bir yürüyüş düzenlemek için geç kalındığı söylenebilir, ama tersini ileri sürmek olanaksızdır. Bu, iktidardan gelen olumsuz tepkilerle tehditlerden de görülmektedir.

El çabukluğuyla AKP ile Türkiye eşitlenerek iddia edilmektedir ki, Türkiye şikayet ediliyormuş örneğin! Mahkemeler müdahale edebilirmiş!

“Çocukluk hastalığı” türünden tepkiler de vardır. Neredeyse dokunulmazlıkların kaldırılmasına olur veren CHP’nin böyle bir yürüyüş yapmaya hakkı olmadığı ileri sürülecektir! “Kendine demokrat” eleştirisiyle neden örneğin Demirtaş tutuklanırken tepki verilmeyip Berbereoğlu tutuklandığında verildiğine öncelik verilmektedir. Sırrı kardeşimiz de CHP’den özeleştiri beklediğini açıklamıştır. Eleştirilerle beklentilerin doğruluğuyla yanlışlığı ayrıdır, zamanlaması ayrı! Şimdi yürüyüşü olumsuzundan tartışıp tartıştırmak, güçten düşürmek mi gerektir, tersi mi: İktidarın zorlamalarını püskürtmek üzere mücadelenin büyütülmesi ve geliştirilmesi mi? Yapılması gereken, iktidara karşı hak ve demokrasi mücadelesinin güçlerini daha çok birleştirip ilerletmek değil midir? Adalet ve özgürlükle demokrasi mi istiyoruz; bu talepleri, kimi az kimi çok, kimi şurasından eksik, kimi şurasından fazla savunuyor diye didişmeyi mi? Eğer iktidar mücadelesi kavrayışında bir problem yoksa, CHP’yi hatta AKP’den tehlikeli varsaymanın ve örneğin özeleştiri talebinin anlamı yoktur! Birlikler özeleştirilerle mi yürür, savaş hükümetine bakanlık vermenin özeleştirisi mi istenmiştir?

Bu sorular ve ortada olan yanıtları, CHP ile hiç tartışılmasın ve CHP eleştirilmesin diye değildir; ama “her şeyin yeri zamanı vardır” ve “taş yerinde ağırdır” diyedir ve Sarp’ın yaptığı gibi CHP’ye katılmayı gerektirmez. CHP ile belirli talepler için birlikte mücadele başkadır, onun programını kabul edip üye olmak başka!

Mücadelenin büyütülmesi ve başarısının, dağınıklığın giderilmesini ve daha ileriden ve geniş birlikler kurulmasını şart koşmakta olduğu tartışılır gibi değildir. Ve bunun için koşullar da uygun görünmektedir. Zamanında Ecevit “solcular benim mitinglerime katılmasın” derken, bugün CHP güçlerin birleştirilmesine, yürüyüşün desteklenmesine karşı değildir örneğin. Tamam birlikte başlatılmamıştır, ancak güçler mücadele içinde birleştirilebilir.

Üstelik birlik ve ittifak konuları zor konulardır. Ama olmazsa olmazdırlar. Tabii ki herkese göre değişmek üzere, her farklı gücün üzümünün sapı, armudunun çöpü olacak, her güç birbirinde yanlışlık ve zaaf bulacaktır. Faşizme karşı mücadelenin ihtiyacı, bunların büyütülmesi ve dağıtıcılık değil, eleştiri yoluyla giderilip azaltılmaları ve birleştiriciliktir. 

Haber Editörü : Tüm Yazıları
YORUM YAZ
istanbul escort avcılar escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort istanbul escort şişli escort şirinevler escort istanbul escort şirinevler escort şişli escort esenyurt escort beylikdüzü escort